15 Nisan'da Webrazzi, Blograzzi (sonu -razzi olan çoğu sitenin sahibi) sahibi olan Arda Kutsal'ı ağırladık. Blograzzi, Türkiye'deki blogları tek çatıda toplama amacını güden bir girişim. Kurucusu olduğu diğer bir şirket de web sitesi çok yakında hazır olacak olan Crenvo Bilişim Danışmanlık. İş planlarına melek yatırım desteği sağlayacak olan Crenvo'yu Arda Kutsal'ın ağzından öğrenelim: "Crenvo, ana işi olarak internet şirketlerine danışmanlık hizmetleri sağlamaktadır. Bu hizmet kapsamını strateji, pazarlama, ürün, yönetim ve yatırım danışmanlığı gibi alt konulara bölmek mümkün. Crenvo‘nun danışmanlığa bağlı sağladığı alt hizmetler de araştırma ve eğitimdir. Eğitim alanında şu an için Web 2.0 ve Enterprise 2.0 gibi tamamen kurumlara özel seminer/eğitim programları mevcuttur. Araştırma hizmetinin kapsamı ise tahmin edileceği gibi dönem dönem Webrazzi,‘den kısa parçalarına yer verdiğim özel araştırma raporlarıdır. “Türkiye’de sosyal ağlar”, “potansiyel yatırım alanları”, “Türkiye’de web girişimi satın alma trendleri” gibi. Bu raporlar şirketlere özel hazırlandığı için detaylarını paylaşmam maalesef herzaman mümkün olmuyor. Crenvo‘nun melek yatırım desteği belirli dönemlerde açılacak başvuru süreleri kapsamında yönetileceği için kısa süre sonra açılacak başvuru dönemi için şimdiden hazırlık yapmak önemli olacaktır. " (Webrazzi'den alıntıdır)
Melek yatırım (business angel) süreci, hayata geçmemiş projelere, daha çok çok erken aşamasında, daha ürün ve ispat ortada yokken yatırım yapan bir süreç. Yatırım miktarı çok çok büyük değildir. Girişimcinin değer yarattığı y-combinator.com modeli Türkiye'de Crenvo ile gerçekleşecek uygulama modeline benzer bir model. Y-combinator'da maksimum 25,000$'lık yatırım sağlanıyor ve melek yatırımcı girişimden %5-6'lık pay alıyor. Türkiye'deki durum ise farklı; melek yatırımın dönüşü çok hızlı beklenmiyor. Üst limitler de geçerli değil yani 25,000$ üst sınır değil yeterki fikir sahibi projesini sahiplenip başında dursun. Crenvo sayesinde, şirket kaynakları dışında yurt dışından da yatırımcı olucak.
Web 2.0
Web 2.0, zamanında bir grup kişinin internet dünyasındaki değişimi görüp; "eskiden içeriği verirdik onlar takip ederdi, artık birileri içeriği yaratıyor" sonucuna varmalarıyla ortaya çıkmış.
- Tasarımlar öne çıktı
- Teknolojiye göre tasarım
- Modüler paylaşım: XML, RSS
- CSS ile grafik kullanımı azaldı
- Karşılıklı güven: "Gelin benim siteme bilgi ekleyin"
- Tasarım değişti: Büyük pikselli yazılar ortaya çıktı
- Dışarıdan gelen içerik & içerik paylaşımı
- Wikipedia: ücretsiz sahipler, ansiklopedik bilgi
- Youtube: Paylaşımlı video seyretmek
- Para kaynağı=Premium servis + reklam taban
Artık dünya Web 3.0 -anlamsal (semantik) web dünya-yı beklerken, Türkiye henüz Web 2.0 kültürüne bile hazır değil. Çünkü Türkiye'de daha çok yurt dışından alıntı yapıldığı gözleniyor. Örneğin vidyo kategorisine bakıldığında, Youtube'da Sütü seven kamyoncu, İdare edemem anne gibi örnekler mevcut olsa da, bu istisnalar dışında kaliteli user generated content göremiyoruz. Hele ki, Mentos+Diet Coke çalışmaları ile karşılaştırırsak:
Yine, Wikipedia.tr'ye baktığımızda, çok az makale olduğunu görüyoruz ve bu makaleler bilgi açısında çok mu değerli? Orası tartışılır...
Ne yani Web 2.0'a hazır değiliz, Web 3.0'a hiç mi geçemeyiz?!
İşte burada istisnai bir durum söz konusu: Türk'ler teknoloji konusunda dünyadaki koronolojik sıraya çoğu zaman uymamıştır. Yani biz bazen ara süreçleri yaşamadan atlarız. Örneğin, Migros'tan alışveriş ederken birden bire hepsiburada'dan sanal alışveriş etmeye geçtik. Fakat yurt dışında bu süreç bu kadar kolay olmadı. Sürecin akışı: market alışverişi, katalog alışverişi, tele-marketing ve e-ticaret şeklindeydi. Bizde ise katalog ve telemarketing olağan sürecin aksine şimdi şimdi başladı.
Rekabet pazarla sınırlı değildir
- İzlesene.com'un rakibi youtube. Youtube kapandığında izlesene.com'un ziyaretçi sayısı 2 katına çıkıyor. Ancak bu 2 örneğe bakıldığında, izlesene.com'a gelen ziyaretçi genellikle bir linkten dolayı gelirken, youtube'a gelen kişi anasayfadan bişeyler arıyor. Bilinirlik ve başarı bu olsa gerek. Esasında bu örnekte gösterilmek istenilen bir karşılaştırmadan ziyade, internet kullanıcısının artık Türkçe içerik olup olmamasına önem vermediğiyle alakalı. Bunun en iyi örneği de facebook. Facebook; tasarımı olmayan, kullanımı oldukça zor ve dili ingilizce bir site olmasına rağmen yonja.com'u oldukça sarsan, içeriğini dışarı açmasına neden olan bir örnek.
Trendler...Trendler...
Arda Kutsal'a göre 2008'in trendi komuniteler. Yani ortak zevke sahip insanların bulunduğu siteler. Ancak bağlantı kurmak ile ortak hareket etmek aynı şeyler değil. İnsanlar facebook vs. ile 10 senelik arkadaşlarını bile buldular, şimdi ise sıra ortak hareket ermekte.
2007'de Twitter fırtınasına karşılık Arda Kutsal derki: "2008 Twitter'ı Friendfeed"
Friendfeed; youtube, flickr, del.icio.us, twitter gibi çeşitli sitelerde hesabı olan kullanıcıların, bu hesapları tek bir friendfeed hesabı ile toplamasına olanak sağlayan bir site. Böylece kullanıcının herhangi bir hesabında yaptığı değişiklik (Twitter mesajları, youtube'a video ekleme, flickr'a yeni resim yükleme vs) friendfeed'den takip edilebiliniyor. Yani tüm network dünyası tek bir kanalda önümüze seriliyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder