Kirsten Sheridan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kirsten Sheridan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2008 Salı

Kalbini Dinlemekten Vazgeçme...

Yaklaşık 1 ay önce ülkemizde vizyona giren, müzikal-drama August Rush-Kalbini Dinle orjinal hikayesi ve bana göre özenle çekilmiş kadrosuyla sizi adeta bir peri masalına götürüyor. (Bkz: August Rush Trailer)

Finding Neverland-Düşler Ülkesi ve Charlie and the Chocolate Factory - Charlie'nin Çikolata Fabrikası filmlerindeki performansıyla göz dolduran Freddie Highmore'un başrolünde oynadığı film aslında oldukça dramatik bir hikayeden yola çıkıyor.

Evan Taylor (Highmore), doğar doğmaz çocuk esirgeme kurumuna verilen ve 11 senedir burada yaşayan kimsesiz bir çocuktur. Ancak günlerini, onu bırakan anne ve babasına isyan etmek yerine etrafındaki sesleri dinleyip bunu çalabilme arzusunu hissederek geçirmekte ve ailesiyle bu şekilde contact kurduğuna inanmaktadır.

Ve Evan bir gün çocuk esirgeme kurumunu terkeder, kendini kalabalığın ve gürültünün merkezi New York City'de bulur. Burada tesadüfi bir şekilde karşısına müzik tutkunu, özgür ruhlu mızıkacı Maxwell "Wizard" Wallace (Robin Williams) çıkar. Genellikle yufka yürekli, iyi kalpli rollerle özdeşleşen Williams'ı burada nispeten kötü bir rolde izliyoruz. Evan; Wizard ve bir çok sokak çocuğuyla birlikte eski bir tiyatro binasında yaşamaya başlar ve bu sırada kendisinde doğuştan olan bir yetenek ortaya çıkar. Eline aldığı gitarı amatör fakat kendine özgü bir şekilde çalarak değişik ezgiler çıkaran Evan'ın bu yeteneği Wizard'ın dikkatini çeker ve bunu ticari bir şekilde kullanmayı kafasına koyar. Filmin adı August Rush'ın isim babası da esasında Wizard'ın ta kendisidir.

Bu olaylar gelişirken de ara ara geçmişe, Evan'ın çocuk esirgeme kurumunda geçirdiği 11 sene öncesine dönüp, masal gibi başlayan fakat dramatik bir şekilde gelişen olayları izliyoruz. Bir rock band'ın karizmatik vokalisti olarak karşımıza çıkan asi genç Louis Connely (Jonathan Rhys Meyers) ve çellocu kızımız Lyla Novacek (Keri Russel) peri masallarını aratmayacak şekilde karşılaşıyor ve Washington Square'de bir sokak mızıkacısının (bilin bakalım kim?) çaldığı "Moondance" şarkısının etkisiyle; terasta, tek geceye sığan bir aşk yaşıyorlar. Fakat bu mutluluk sadece 1 geceyle kalıyor ve ikili Lyla'nın babasının gazabına uğruyorlar. Bu tek gecenin hediyesi Evan'ın da gazabdan nasıl nasibini aldığını olaylar geliştikçe anlıyoruz. Ve tam 11 sene boyunca birbirlerini görmeyen Lyla, Evan ve Louis'in hayatları bir şekilde tekrar kesişiyor. E artık gerisini de anlatmayayım siz izleyin:)

Filmimiz En İyi Orjinal Şarkı dalında 2008 Oscar'larına aday! Konu müziğe gelmişken Louis Connely rolündeki Jonathan Rhys Meyers'ın performansına değinmeden olmaz. Soundtrack albumunde yer alan Break, Moondance ve özellikle This Time'daki performansı "Jonathan bırak sen The Tudors'u falan bi album çıkar doya doya dinleyelim" dedirtecek cinsten! Yakışıklılığının yanı sıra oyunculuk yeteneği ve vokal performansıyla Jonathan Rhys Meyers gönülleri fethetmeye devam ediyor.

Gelelim eleştirilere...Yönetmen koltuğunda oturan Kirsten Sheridan bu çok etkileyici ve orjinal konuyu bana göre çok başarılı çekememiş. Kurgudaki bazı kopukluklar oldukça göze batıyor. Örneğin, Lyla'nın boynundan düşen kolyeye özellikle vurgu yapıldı, sonra bu kolyeyi (dikkatli izlerseniz) Wizard'ın boynunda görüyoruz ama böyle bi sahne yok, atlanmış. Louis'in Lyla'yı internetten bulması da tam peri masallarına yaraşır cinsten çünkü tanışma esnasında sadece isimlerini söylediklerini görüyoruz:) Ve filmin sonuna da kulp takmadan geçemeyeceğim, zira 11 senedir birbirlerini görmeyen iki aşığın karşılaşması da heyecandan oldukça uzak sahnelenmiş. Bu nedenle filme yönelik eleştirilerin genellikle filmin sonuna yönelik olduğunu görmek muhtemel.
Her şeye rağmen August Rush-Kalbini Dinle; imdb kullanıcıları tarafından 7,4 ratingle taçlandırılmasını, duygusal ve oldukça orjinal hikayesine borçlu, zira imdbciler bu tür kopuklukları normalde affetmez. O nedenle sıkılmadan izleyeceğiniz, içinizi ısıtan, müziğin gücüne inandıran ilham verici bu filmi izlemenizi şiddetle önerirken satırlarıma filmden bir replikle son veriyorum:

“Müziğe bazı insanların peri masallarına inandığı gibi inanıyorum. Duyduklarım annem ve babamdan geliyor. Belki onlar da birbirlerini bu şekilde bulmuşlardır. Belki beni de öyle bulacaklardır…”
Evan Taylor-August Rush