Yaklaşık 1 ay önce ülkemizde vizyona giren, müzikal-drama August Rush-Kalbini Dinle orjinal hikayesi ve bana göre özenle çekilmiş kadrosuyla sizi adeta bir peri masalına götürüyor. (Bkz: August Rush Trailer)Finding Neverland-Düşler Ülkesi ve Charlie and the Chocolate Factory - Charlie'nin Çikolata Fabrikası filmlerindeki performansıyla göz dolduran Freddie Highmore'un başrolünde oynadığı film aslında oldukça dramatik bir hikayeden yola çıkıyor.
Evan Taylor (Highmore), doğar doğmaz çocuk esirgeme kurumuna verilen ve 11 senedir burada yaşayan kimsesiz bir çocuktur. Ancak günlerini, onu bırakan anne ve babasına isyan etmek yerine etrafındaki sesleri dinleyip bunu çalabilme arzusunu hissederek geçirmekte ve ailesiyle bu şekilde contact kurduğuna inanmaktadır.
Ve Evan bir gün çocuk esirgeme kurumunu terkeder, kendini kalabalığın ve gürültünün merkezi New York City'de bulur. Burada tesadüfi bir şekilde karşısına müzik tutkunu, özgür ruhlu mızıkacı Maxwell "Wizard" Wallace (Robin Williams) çıkar. Genellikle yufka yürekli, iyi kalpli rollerle özdeşleşen Williams'ı burada nispeten kötü bir rolde izliyoruz. Evan; Wizard ve bir çok sokak çocuğuyla birlikte eski bir tiyatro binasında yaşamaya başlar ve bu sırada kendisinde doğuştan olan bir yetenek ortaya çıkar. Eline aldığı gitarı amatör fakat kendine özgü bir şekilde çalarak değişik ezgiler çıkaran Evan'ın bu yeteneği Wizard'ın dikkatini çeker ve bunu ticari bir şekilde kullanmayı kafasına koyar. Filmin adı August Rush'ın isim babası da esasında Wizard'ın ta kendisidir.
Filmimiz En İyi Orjinal Şarkı dalında 2008 Oscar'larına aday! Konu müziğe gelmişken Louis Connely rolündeki Jonathan Rhys Meyers'ın performansına değinmeden olmaz. Soundtrack albumunde yer alan Break, Moondance ve özellikle This Time'daki performansı "Jonathan bırak sen The Tudors'u falan bi album çıkar doya doya dinleyelim" dedirtecek cinsten! Yakışıklılığının yanı sıra oyunculuk yeteneği ve vokal performansıyla Jonathan Rhys Meyers gönülleri fethetmeye devam ediyor.Gelelim eleştirilere...Yönetmen koltuğunda oturan Kirsten Sheridan bu çok etkileyici ve orjinal konuyu bana göre çok başarılı çekememiş. Kurgudaki bazı kopukluklar oldukça göze batıyor. Örneğin, Lyla'nın boynundan düşen kolyeye özellikle vurgu yapıldı, sonra bu kolyeyi (dikkatli izlerseniz) Wizard'ın boynunda görüyoruz ama böyle bi sahne yok, atlanmış. Louis'in Lyla'yı internetten bulması da tam peri masallarına yaraşır cinsten çünkü tanışma esnasında sadece isimlerini söylediklerini görüyoruz:) Ve filmin sonuna da kulp takmadan geçemeyeceğim, zira 11 senedir birbirlerini görmeyen iki aşığın karşılaşması da heyecandan oldukça uzak sahnelenmiş. Bu nedenle filme yönelik eleştirilerin genellikle filmin sonuna yönelik olduğunu görmek muhtemel.
Her şeye rağmen August Rush-Kalbini Dinle; imdb kullanıcıları tarafından 7,4 ratingle taçlandırılmasını, duygusal ve oldukça orjinal hikayesine borçlu, zira imdbciler bu tür kopuklukları normalde affetmez. O nedenle sıkılmadan izleyeceğiniz, içinizi ısıtan, müziğin gücüne inandıran ilham verici bu filmi izlemenizi şiddetle önerirken satırlarıma filmden bir replikle son veriyorum:“Müziğe bazı insanların peri masallarına inandığı gibi inanıyorum. Duyduklarım annem ve babamdan geliyor. Belki onlar da birbirlerini bu şekilde bulmuşlardır. Belki beni de öyle bulacaklardır…”
Evan Taylor-August Rush
