"Pazarlama"yı etkileyen trendler:
Fotoğraf devrimi, reklamlara duygusallık katan bir kilometre taşı.
Radyo devrimi ile farklılaştırıcı mesajlar verildi.Televizyon devrimi ise hiç şüphesiz reklam alanını tırmandıran bir kırılma noktası oldu.
İlk TV reklamı 1 Temmuz 1941'de yayınlandı. 20 sn dönen bu reklamın bedeli sadece 9 dolardı.
ve İnternet devrimi...Oyunun kuralları tamamen değişti.
Google'un tarihçesi:
Stanford Üniversitesi'nde doktora yapan, birbirleriyle geçinmekten aciz 2 arkadaş olan Larry Page ve Sergey Brin, nasıl olduysa ortak bir vizyonda anlaşıyorlar.Ocak 1996'da bir bitirme tezi olarak ortaya atılan hipotez, arama motorlarının o zamanki çalışma algoritmasından (trafiğe göre listeleme) farklı olarak yalnızca trafiğin değil, o siteye referans veren güvenilir siteler olup olmadığına göre de arama listelemeye dayanıyordu.
Yurt odasında başlayan bu girişim, daha sonra meşhur garaj evresine geçiyor. Aldıkları herşey 2. el. Bilgisayarları, serverları aklınıza ne gelirse...Hatta kasa alamayıp legolarla kapatmayı denemişler ve o legoların renkleri şimdi Google logo olarak karşımızda.Daha sonra yatırımcı arayışına giriyorlar. İlk gittikleri yer ise: Yahoo. Yahoo düşünceyi dinliyor ve daha çok çalışın yine bakalım diyerek, ileride başına çorap örecek bu 2 dahiyi savıyor.
Bu gençlere ilk yatırım yapan US$100,000 çek ile Sun Microsystems'ın kurucusu Andy Bechtolsheim oluyor. Ancak bu çeki bozdurmak için şirketleşmek gerekiyor ve 2 kafadar "BackRub" (sırtı ovmak manasına gelen) adı ile ilk şirketlerini kuruyorlar. Ancak kahramanlarımız matematiği çok seviyor ve yarattıkları bu teknoloji matematiksel bir terim adı vermek istiyorlar. Matematikte sonsuz sayıyı temsil eden googol'dan esinlenereki dünyadaki tüm bilgileri (diğer bir deyişle sonsuz bilgiyi) organize etmek iddialarını Google (Eylül 97 google.com domain'i alınıyor, Eylül 98'de Google Inc. şirketleştiriliyor) ismi ile taçlandırıyorlar. Ve 98'de kazandıkları 1.1 milyon dolar ile aldıkları çeki da karşılamış oluyorlar. Hikayenin gerisini de zaten biliyoruz...2008 Eylül'de 10 yaşını kutlayacak olan Google'un sayısız hizmetlerin gün içinde defalarca faydalanıyoruz: books, scholar, video, blogger, gmail-gtalk, maps, earth, adwords....
Peki Google neden en başarılı arama motoru?Çünkü sade tasarımı ve kolay kullanımıyla Google sayesinde en kapsamlı aramayı, doğru sonuçları alarak, olabileceği en hızlı şekilde elde edebiliyoruz. Bütün bunları gerçekleştirebilmek için de sadece algoritmalar yeterli değil, her bilgi taramasının yenilenmesi de önemli. İşte bu yüzden google bir "innovative company" ve bu yüzden çalışanlarının zamanının %80'ini işi ile, %20'sini ise kendi istediği herhangi bir şeyle (örn: kendi yaratıcılığını kullanarak gerçekleştirmek istediği bir projesi olabilir) geçirmesine izin veriyor. Çünkü Google hep 1 numarada kalmalı. Kullanıcıyı hayal kırıklığına uğrattığı anda browserlarına www.yahoo.com yazacaklarını biliyor ve bu nedenle inovatif olmanın yanı sıra müşteri sadakatını korumayı hedefliyor. İletişim güçlendi herkese ses ulaşıyor. İyi projeler patlıyor, kötü projeler batıyor.
Adwods: Google'ın para kaynağı.
Adsense: Web sitesi sahibi firmalar gelir elde etmek için Google'dan reklam alıyor ve Google tıklama başına kazandığı paranın yarısından fazlasını site sahibine veriyor.
Faydalı istatistiki veriler:
Reklam harcamaları: 2007 yılında yapılan toplam 2.2 milyar dolar reklam harcamasının %53'ü TV'ye, %30'u basılı mecralara, %4'ü radyoya, %1'er de sinema ve internete harcanmış.
Medya tüketimi: %37 TV, %22 internet, %12 radyo, %10 gazete-dergi.
Reklamlar üzerine bir kaç sıralama
- En dikkat çekenler sıralaması (çoktan aza): Bilboard-TV-internet
- En çok bilgilendiren: İnternet-gazete
- En eğlendirici: TV-internet
- En rahatsız edici reklamlar: TV
- Kişiyle ilgili reklam: İnternet (kişinin aradığı reklamı gösterebilmek, hedefe odaklanmak)
Bu bir zamanlar Henry Ford'un söylediği söz günümüzde artık geçerliliğini yitirmiş durumda. Henry Ford, tüketiciyi dinleyip ihtiyaçlarını yorumlayıp en uygun çözümü vermeyi önerirken, bugünün tüketicisi artık ne istediğini çok iyi biliyor hatta firmalardan bile daha hızlı düşünüyorlar.
İnternetteki trendlerin gelişimi ise aşağıdaki şekilde verildiği gibi:

ilk zamanlar insanların google'a bir kelime aratıp okuduğu zamanlar... Ulaşan hep tüketici,
konulan her bilgiye onlar kendileri gidiyorlar. Daha sonra trend iletişime kaydı...Online ticaret, online konuşma..Ve günümüzde tüketiciler daha değerli çünkü kendilerine özel birşeyler yapıyorlar, kendilerinden birşeyler katıyorlar ve üretici artık tüketici neredeyse oraya gitmek zorunda çünkü tüketici artık gezinmiyor; eğer tüketiciye ulaşmak istiyorsa tüketici gezinmeli. Yani bir nevi krallık üreticiden tüketiciye geçti.2006 Time dergisinin "person of the year" seçimi: You! Yani sizsiniz. Yani seçimini yapan, kendine özgü birşeyler yaratan, herşeye yön veren aktif tüketici.
10 yıl önce sadece 70 milyon olan internet kullanıcı sayısı şuan 1.2 milyara ulaşmış durumda. Genç nüfus yoğunluğuna sahip Türkiye'de ise sadece 9 milyon bilgisayar kullanıcısı varken, internet kullanıcı sayısı 20 milyon!
İnternet kullanım amaçları
- Bilgi arama: Günde 1 milyardan fazla bilgi aranıyor. Google'ın Türkiye'deki pazar payı %90 üzerinde, dünya çapında ise %70 dolaylarında
- İletişim: İnternet üzerinden 80 milyardan fazla "anlık ileti" yollanıyor. Atılan SMS sayısı ise 12 milyar.
- E-ticaret: Avrupa'daki online satış pazarı 130 milyon dolar değerinde
- Paylaşım: facebook, yonja, orkut 250 milyon üye...
- Eğlence: Youtube gerçeği...Her 1 saatte 6 saatlik video yükleniyor.
*Küçük projeler, küçük ekipler*Yaratıcı düşünce
*Ufak projelere önem ver, fikirlerin ölmesine izin verme
*Herkesten her an fikir alın
*Öğrenmeye aç olan elemanlar alın
*Risk alanı ödüllendirin, başarısızlığı cezalandırmayın (inovatifliğin kilit noktası)
Bir medar-ı iftihar örneği: Mustafa İçil
31 Ocak 1972 doğumlu Mustafa İçil, İstanbul Amerikan Robert Kolej'den mezun olduktan sonra üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde tamamlamıştır. Daha sonra aynı üniversite ve bölümde yüksek lisans yapmıştır.Mezun olduğu tarihe kadar çeşitli teknoloji firmalarında yarı zamanlı olarak farklı pozisyonlarda görev alan Mustafa İçil, 1994-1995 yılları arasında Microsoft'un Chicago ofisinde Bilgi Teknolojileri Yöneticisi olarak çalışmıştır. Daha sonra Microsoft Türkiye ofisine Sistem Mühendisi olarak geçmiş, 1998 yılından itibaren de Windows'dan sorumlu Ürün Pazarlama Müdürü olarak görevine devam etmiştir. Bu rolüne parallel olarak Microsoft'un gelişmekte olan pazarlara yönelik stratejilerini takip eden ve Türkiye'deki bilgisayar penetrasyonunu arttırıcı projeleri yürüten ekiplerin proje liderliğini yapmıştır.
2005 yılında Apple IMC firmasına Pazarlama Müdürü olarak geçmiş ve 2 yıl boyunca Apple ve Adobe markalarının pazarlama stratejilerini oluşturmuş ve hayata geçirmiştir.
Bu dönemde yaptığı çalışmalarla Capital dergisi tarafından 2006 yılının zirvedeki pazarlamacıları arasında seçilen Mustafa İçil, 2007 yazında Google Türkiye ofisinde Pazarlama Direktörü rolüne gelmiştir.
Google Türkiye Pazarlama Direktörü olarak şu an hem marka yönetimi, hem ürün ve pazar stratejileri, hem de stratejik iş ortaklıkları konusunda Googlemarkasını Türkiye'de temsil etmektedir.
Mustafa İçil, profesyonel iş hayatının yanında farklı konferans, eğitim ve etkinliklerde marka yönetimi, stratejik planlama ve pazarlama teknikleri üzerine seminerler vermektedir. (Kaynak: LinkedIn, Kimkimdir.gen)


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder